verb

call

aramak, çağırmak, adlandırmak, seslenmek

I will call you later.

Seni sonra arayacağım.

They call him 'the boss'.

Ona 'patron' derler.

She called for help.

Yardım için bağırdı.

Let's call a taxi.

Hadi bir taksi çağıralım.

((sb.)) (birini) aramak I will call you later.

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şey) demek They call him 'the boss'.

((for sth.)) (bir şey) için çağırmak She called for help.

Eş anlamlılar: phone (telefon etmek), ring (aramak), name (adlandırmak), shout (bağırmak), summon (çağırmak)

Eski İngilizce'de 'yüksek sesle bağırmak' anlamına gelen 'ceallian' kelimesinden gelir. Bu anlam, telefonla birini 'çağırmak' eylemini de kapsayacak şekilde gelişmiştir.

Bir telefon 'çağrısı' yapmak için bir 'kartvizit' (calling card) kullandığınızı hayal edin. Bu, isimlendirme fikrini telefon etme eylemine bağlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.