adjective

incumbent

görevdeki, mevcut, zorunlu

The incumbent president is running for reelection.

Görevdeki başkan yeniden seçilmek için aday oluyor.

It is incumbent upon you to tell the truth.

Doğruyu söylemek sizin görevinizdir.

The incumbent has a strong advantage in the election.

Mevcut aday seçimde güçlü bir avantaja sahip.

görevdeki ((isim)) Görevdeki belediye başkanı popüler.

((birinin)) görevidir + eylem Oy vermek vatandaşların görevidir.

görevdeki (isim olarak) Görevdeki kişi tartışmayı kazandı.

Eş anlamlılar: mevcut, görevdeki (makam için); zorunlu, mecburi (görev için)

Latince 'üzerine yatmak veya yaslanmak' anlamına gelen 'incumbere' kelimesinden gelir, 'in-' (üzerinde) + '-cumbere' (yatmak).

Bir makamın sorumluluğunun görevdeki kişinin 'üzerinde yattığını' hayal edin. Bu, hem 'görev' hem de 'makam sahibi' anlamlarını birleştirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.