adjective

naive

naif, saf, tecrübesiz, toy

She was very naive to believe his story.

Onun hikayesine inanmakla çok saflık etti.

He has a naive view of the world.

Dünyaya karşı naif bir bakış açısı var.

It was naive of you to trust him.

Ona güvenmen saflıktı.

((bir şey yapmakta)) saf olmak ((bir şey yapmakta)) saf olmak Ona güvendiği için saftı.

saf bir ((kişi/soru)) saf bir kişi/soru Siyaset hakkında saf bir soru sordu.

Eş anlamlılar: innocent, simple, artless; Zıt anlamlılar: sophisticated, cynical

Fransızca 'naïf' (doğal, doğuştan) kelimesinden, o da Latince 'nativus' (doğmuş, yerli) kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'naif' kelimesiyle aynı kökten gelir ve benzer bir anlama sahiptir: deneyimsizlikten kaynaklanan saflık.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.