Verb

ein|engen

daraltmak, kısıtlamak, sınırlamak, sıkıştırmak

Die neuen Regeln engen die Freiheit ein.

Yeni kurallar özgürlüğü kısıtlıyor.

Die Straße engt sich hier ein.

Yol burada daralıyor.

Dieses Gefühl der Angst engt mich ein.

Bu korku hissi beni sıkıştırıyor.

((et4)) bir şeyi kısıtlamak Die neuen Regeln engen die Freiheit ein.

(sich) daralmak Die Straße engt sich hier ein.

((j-n)) birini sıkıştırmak, bunaltmak Dieses Gefühl der Angst engt mich ein.

Eş anlamlılar: beschränken, einschränken; Zıt anlamlılar: erweitern, ausdehnen

`ein-` (içine) öneki + `eng` (dar). Kelimenin tam anlamıyla 'içine doğru daraltmak'.

Duvarların bir alanı `eng` (dar) yapmak için `ein` (içeri) doğru hareket ettiğini ve böylece sizi kısıtladığını veya hapsettiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.