Verb

stopfen

doldurmak, tıkamak, yamamak

Sie stopfte ihre Kleider in den Koffer.

Kıyafetlerini valize tıkıştırdı.

Er stopfte das Loch in der Wand.

Duvardaki deliği tıkadı.

Meine Oma kann Socken stopfen.

Büyükannem çorap yamayabilir.

Dieses Essen stopft sehr.

Bu yemek çok doyurucu.

((et4)) ((in+4)) bir şeyi bir şeye tıkmak Kıyafetlerini valize tıkıştırdı.

((et4)) bir şeyi tıkamak/yamamak Duvardaki deliği tıkadı.

(geçişsiz) doyurucu olmak Bu yemek çok doyurucu.

Eş anlamlılar: doldurmak, tıkamak; Zıt anlamlılar: boşaltmak

İngilizce 'stop' kelimesiyle ilgilidir, bir deliği doldurarak 'durdurma' fikrinden gelir.

Bir deliği bir şeyle 'doldurarak' 'durdurduğunuzu' hayal edin. Veya arabaların birbirine 'tıkıldığı' bir trafik sıkışıklığını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.