Verb

verlauten

duyurmak, bildirmek, söylenmek

Es verlautet, dass er zurücktritt.

İstifa edeceği söyleniyor.

Er ließ verlauten, dass er nicht kommt.

Gelmeyeceğini bildirdi.

es verlautet, dass ... ... olduğu söyleniyor Es verlautet, dass er zurücktritt.

((bir şeyi)) bildirmek Er ließ verlauten, dass er nicht kommt.

Eş anlamlılar: bekannt geben, verkünden, mitteilen

'ver-' ön eki + 'lauten' (ses çıkarmak). Kelimenin tam anlamıyla 'sesini duyurmak'.

Bir bilginin 'laut' (yüksek sesle) 'ver-'ilerek (yayılarak) halka duyurulduğunu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.