Verb

zerbrechen

kırmak, parçalamak, kırılmak

Das Glas kann leicht zerbrechen.

Bardak kolayca kırılabilir.

Er hat den Stock zerbrochen.

Sopayı kırdı.

Sie zerbricht sich den Kopf über das Problem.

Bu problem üzerine kafa yoruyor.

((et4)) bir şeyi kırmak Sopayı kırdı.

sich3 ((den Kopf)) zerbrechen bir şey üzerine kafa yormak Bu problem üzerine kafa yoruyor.

zerstören (yok etmek), kaputtmachen (bozmak); Zıt anlamlılar: reparieren (tamir etmek), heilen (iyileştirmek)

'zer-' (parçalara ayırma) ön eki + 'brechen' (kırmak). Kelimenin tam anlamıyla 'parçalara ayırarak kırmak'.

'zer-' ön eki genellikle yıkıcı bir eylemi ifade eder. Bir vazonun yere düşüp bin parçaya ayrıldığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.