Adjektiv

eingelegt

turşu yapılmış, yerleştirilmiş, yatırılmış

Ich esse gern eingelegte Gurken.

Salatalık turşusu yemeyi severim.

Die eingelegte CD spielt nicht.

Takılan CD çalmıyor.

Gegen das Urteil wurde Berufung eingelegt.

Karara karşı temyiz başvurusunda bulunuldu.

turşu yapılmış/yerleştirilmiş + isim Salatalık turşusunu severim.

((bir şeyi)) yapmış/yatırmış olmak Temyiz başvurusunda bulundunuz mu?

Eş anlamlılar: konserve edilmiş, yerleştirilmiş

'ein-' (içine) ön eki ve 'legen' (koymak) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'gelegt' kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'içine konulmuş'.

Salatalıkları bir kavanozun 'içine koymayı' (turşu) veya bir CD'yi oynatıcının 'içine koymayı' (yerleştirilmiş) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.