erblicken
Çeviri
gözüne ilişmek, görmek, fark etmek
Örnekler
In der Ferne erblickte er ein Schiff.
Uzakta bir gemi gördü.
Als sie das Licht der Welt erblickte, war es ein sonniger Tag.
O, gün ışığını gördüğünde (doğduğunda) güneşli bir gündü.
Dilbilgisi Kalıpları
((j-n/et4)) birini/bir şeyi görmek In der Ferne erblickte er ein Schiff.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: sehen, entdecken, gewahren
Etimoloji
'er-' öneki (başarı veya başlangıç belirtir) + 'blicken' (bakmak). Bakma eyleminin başarılı sonucunu ifade eder.
Hafıza İpuçları
Bunu daha resmi veya ani bir 'görme' olarak düşünün. 'er-' öneki, sanki sonunda 'gördünüz' gibi bir başarı hissi verir.