Adjektiv

gestrandet

karaya oturmuş, mahsur kalmış

Ein Wal ist am Strand gestrandet.

Bir balina sahile vurdu.

Wegen des Sturms sind wir hier gestrandet.

Fırtına yüzünden burada mahsur kaldık.

Sein Plan ist leider gestrandet.

Maalesef planı suya düştü.

((sein)) gestrandet olmak mahsur kalmak Yolcu havaalanında mahsur kalmıştı.

stecken geblieben (sıkışıp kalmış), gescheitert (başarısız olmuş)

'Strand' (sahil, plaj) kelimesinden gelir. 'ge-' ön eki geçmiş zaman ortacını belirtir. Kelimenin tam anlamı 'sahile vurmuş' demektir.

Bir geminin 'Strand'da (sahilde) karaya oturduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.