Adjektiv

angemessen

uygun, makul, yerinde

Sein Verhalten war nicht angemessen.

Davranışı uygun değildi.

Das ist ein angemessener Preis.

Bu makul bir fiyat.

Wir brauchen eine angemessene Lösung.

Uygun bir çözüme ihtiyacımız var.

((bir şey)) uygundur bir şey uygundur Kıyafet bu etkinlik için uygundur.

((biri/bir şey)) için uygun biri/bir şey için uygun Film çocuklar için uygun değil.

Eş anlamlılar: passend, geeignet; Zıt anlamlılar: unangemessen, unpassend

'anmessen' (ölçüsünü almak, uydurmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Bir durum için 'ölçülmüş' veya 'uyarlanmış' bir şeyi ifade eder.

Bir terzinin uygun olması için bir kişinin 'üzerinde' ('an') bir takım elbiseyi 'ölçtüğünü' ('messen') düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.