Verb

ein|stecken

fişe takmak, cebe koymak, (eleştiriyi) sineye çekmek

Du musst den Stecker einstecken.

Fişi takman gerekiyor.

Er hat den Brief eingesteckt.

Mektubu cebine koydu.

Der Spieler musste eine Niederlage einstecken.

Oyuncu bir yenilgiyi kabullenmek zorunda kaldı.

((et4)) ((in+4)) bir şeyi bir şeye sokmak Anahtarı kilide sok.

((et4)) bir şeyi cebe koymak Telefonu cebine koydu.

((et4)) bir şeye katlanmak (mecazi) Çok fazla eleştiriye katlanmak zorunda kaldı.

Eş anlamlılar: hineinstecken, hinnehmen; Zıt anlamlılar: herausziehen, ausstecken

'ein-' (içine) ön eki + 'stecken' (sokmak). Kelimenin tam anlamıyla 'içine sokmak'.

Bir fişi prize 'takmayı' veya parayı cebinize 'koymayı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.