Verb

fassen

tutmak, anlamak, kavramak, içermek

Er fasst meine Hand.

Elimi tutuyor.

Ich kann es nicht fassen.

İnanamıyorum.

Das Fass fasst 100 Liter.

Fıçı 100 litre alıyor.

Fassen Sie sich kurz!

Kısa kesin!

((et4)) bir şeyi tutmak, anlamak Topu tutuyor. (Er fasst den Ball.)

sich kurz fassen kısa kesmek Lütfen kısa kesin. (Fassen Sie sich bitte kurz.)

greifen (yakalamak), halten (tutmak), verstehen (anlamak)

Eski Yüksek Almanca 'fazzon' kelimesinden gelir, 'bir kaba koymak' demektir. 'das Fass' (fıçı) ismiyle ilgilidir.

'fassen' kelimesini hem fiziksel olarak bir şeyi 'tutmak' hem de zihinsel olarak bir konuyu 'kavramak' olarak düşünün. Yaygın bir ifade olan 'Ich kann es nicht fassen!' 'İnanamıyorum!' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.