afford
Çeviri
parası yetmek, gücü yetmek, sağlamak
Örnekler
I can't afford a new car.
Yeni bir arabayı karşılayamam.
We can't afford to make any mistakes.
Hiç hata yapmayı göze alamayız.
The balcony affords a great view of the sea.
Balkon harika bir deniz manzarası sunuyor.
Dilbilgisi Kalıpları
((sth.)) (bir şeyi) karşılayabilmek, parası yetmek I can't afford a new car.
((to-inf)) (bir şeyi yapmayı) göze almak We can't afford to make any mistakes.
((sth.)) (bir şey) sağlamak, sunmak The balcony affords a great view of the sea.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Eski İngilizce'de 'ilerletmek, başarmak' anlamına gelen 'geforthian' kelimesinden gelir. Nehir geçidi olan 'ford' ile ilgisi yoktur.
Hafıza İpuçları
'İleri gidip (go forth) bunu alabilir miyim?' diye düşünün, bu 'Bunu karşılayabilir miyim (afford)?' gibi duyulur.