noun

gauntlet

zırh eldiveni, ağır sınav, meydan okuma

The knight wore an iron gauntlet.

Şövalye demir bir zırh eldiveni takıyordu.

He had to run the gauntlet of reporters.

Muhabirlerin ağır eleştirilerine maruz kalmak zorunda kaldı.

To throw down the gauntlet is to issue a challenge.

Meydan okumak, bir düelloya davet etmektir.

((bir)) zırh eldiveni koruyucu bir eldiven The knight wore an iron gauntlet.

((sth.)) eleştiri yağmuruna tutulmak bir dizi zorlukla yüzleşmek He had to run the gauntlet of reporters.

((meydan)) okumak bir meydan okuma yayınlamak To throw down the gauntlet is to issue a challenge.

Eş anlamlılar: glove, mitten; çile, sınav

Eski Fransızca'da 'eldiven' anlamına gelen 'gant' kelimesinin küçültme eki almış hali olan 'gantelet'ten gelir.

Bir şövalyenin birine meydan okumak için metal eldivenini (gauntlet) yere attığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.