verb

hold

tutmak, içermek, düzenlemek, zaptetmek

Please hold my bag for a moment.

Lütfen çantamı bir anlığına tutar mısın?

The bottle holds one litre of water.

Şişe bir litre su alır.

They will hold a meeting tomorrow.

Yarın bir toplantı düzenleyecekler.

Hold the line, please.

Lütfen hatta kalın.

((sth.)) (bir şeyi) tutmak Can you hold my keys?

((sth.)) (bir etkinlik) düzenlemek They will hold a conference next month.

((that ...)) (... olduğuna) inanmak I hold that this is the best option.

Synonyms: grasp, grip, contain; Antonyms: release, drop

Eski İngilizce'de 'tutmak, yönetmek' anlamına gelen 'haldan' kelimesinden gelir.

Elinizde bir şey 'tuttuğunuzu' hayal edin. Bu fiziksel eylem, bir inanca sahip olmak (hold a belief), bir toplantı düzenlemek (hold a meeting) veya bir rekoru elinde tutmak (hold a record) gibi soyut fikirlere uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.