noun

holdup

soygun, gecikme, trafik sıkışıklığı

The police are investigating the bank holdup.

Polis banka soygununu araştırıyor.

Sorry I'm late, there was a holdup on the motorway.

Geç kaldığım için üzgünüm, otoyolda bir sıkışıklık vardı.

((bir yerde)) soygun bir yerde soygun There was a holdup at the post office.

((bir yolda)) sıkışıklık bir yolda gecikme There was a holdup on the M25.

Eş anlamlılar: robbery (soygun), delay (gecikme), traffic jam (trafik sıkışıklığı)

'Durdurmak/geciktirmek' veya 'silah zoruyla soymak' anlamına gelen 'to hold up' deyiminden gelir.

Bir soyguncunun 'Eller yukarı!' (Hold 'em up!) diye bağırdığını veya trafiğin 'tutulduğunu' (held up) ve durduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.