noun

troubleshooter

sorun giderici, problem çözücü, arabulucu

The company hired a troubleshooter to fix the system.

Şirket, sistemi onarması için bir sorun giderici tuttu.

He is known as a political troubleshooter.

Siyasi bir arabulucu olarak bilinir.

((bir şey)) için sorun giderici bir sistem, kuruluş vb. için sorunları çözen kişi. She is the main troubleshooter for our IT department.

Synonyms: problem çözücü, arabulucu, halledici

'trouble' (sorun) ve 'shooter' (atıcı) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla, sorunları 'vuran' veya ortadan kaldıran kişi demektir.

Sorunları 'vuran' ve hızla çözen özel bir silaha sahip bir kişi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.