adjective

delinquent

gecikmiş, suçlu, ihmalkar, suçlu kimse

He has been delinquent in paying his taxes.

Vergilerini ödemede ihmalkar davrandı.

The program helps juvenile delinquents.

Program, çocuk suçlulara yardım ediyor.

delinquent in ((bir şey yapmak)) ((bir şey yapmakta)) ihmalkar He is delinquent in paying his rent.

a juvenile delinquent bir çocuk suçlu He was considered a juvenile delinquent.

Eş anlamlılar: (sıfat) overdue, neglectful; (isim) offender, wrongdoer

Latince 'delinquere' (başarısız olmak, kusurlu olmak) kelimesinden gelir. Görev veya yasa yolunu 'terk eden' bir kişiyi veya eylemi ifade eder.

Hem bir sıfat (gecikmiş hesap) hem de bir isim (çocuk suçlu) olabileceğini unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.