verb

dismiss

işten çıkarmak, reddetmek, kovmak, dağıtmak

The company dismissed him for his poor performance.

Şirket, kötü performansı nedeniyle onu işten çıkardı.

She dismissed his idea as being too expensive.

Onun fikrini çok pahalı olduğu gerekçesiyle reddetti.

The judge dismissed the case due to lack of evidence.

Hâkim, delil yetersizliğinden davayı düşürdü.

The teacher dismissed the class early today.

Öğretmen bugün sınıfı erken dağıttı.

((sb.)) ((from sth.)) (birini) (bir yerden) işten çıkarmak The company dismissed him from his job.

((sth.)) ((as sth.)) (bir şeyi) (... olarak) reddetmek She dismissed the rumor as false.

((sth.)) (bir şeyi) reddetmek The court dismissed the appeal.

Eş anlamlılar: fire, reject, discard; Zıt anlamlılar: hire, accept, consider

Latince 'dis-' (uzak) + 'mittere' (göndermek) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'uzağa göndermek'tir.

Bir kişiyi (işten çıkarmak), bir fikri (reddetmek) veya bir sınıfı (dağıtmak) 'uzağa gönderdiğinizi' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.