verb

engage

meşgul olmak, ilgisini çekmek, nişanlanmak, işe almak

The book engaged my interest from the first page.

Kitap ilk sayfadan itibaren ilgimi çekti.

We need to engage with the local community.

Yerel toplulukla etkileşim kurmamız gerekiyor.

They got engaged last year.

Geçen yıl nişanlandılar.

The gears engage when you press the clutch.

Debriyaja bastığınızda dişliler devreye girer.

((sth.)) (bir şeyin) ilgisini çekmek The speaker engaged the audience's attention.

((in sth.)) (bir şeye) katılmak She engages in volunteer work every weekend.

((with sb./sth.)) (biriyle/bir şeyle) etkileşim kurmak The company wants to engage with its customers.

((sb.)) ((as sth.)) (birini) (bir şey olarak) işe almak We engaged a lawyer to handle the case.

Eş anlamlılar: involve, participate, occupy, attract; Zıt anlamlılar: disengage, release

Eski Fransızca 'engager' (rehin vermek) kelimesinden gelir. 'en-' (içine) + 'gage' (rehin). Başlangıçta rehinle bağlamak anlamına geliyordu.

Bir 'nişan' (engagement) yüzüğünü, iki insanı 'birbirine bağlayan' (engages) bir rehin olarak düşünün. Bu katılım fikri diğer anlamlara da uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.