verb

flash

parlamak, şimşek çakmak, hızla geçmek, aklına gelmek

Lightning flashed across the sky.

Gökyüzünde şimşek çaktı.

A car flashed past us.

Bir araba yanımızdan hızla geçti.

He flashed his ID card at the guard.

Güvenlik görevlisine kimlik kartını gösteriverdi.

An idea flashed into my mind.

Aklıma bir fikir geldi.

((nesnesiz)) parlamak, şimşek çakmak Gökyüzünde şimşek çaktı.

((past/by/through sth.)) hızla geçmek Bir araba yanımızdan hızla geçti.

((sth.)) ((at sb.)) (birine) (bir şeyi) gösterivermek Güvenlik görevlisine kimlik kartını gösteriverdi.

((into/through one's mind)) (birinin) aklına gelmek Aklıma bir fikir geldi.

Synonyms: gleam (parlamak), sparkle (ışıldamak), glitter (parıldamak), dash (fırlamak)

Orta İngilizce'deki 'flashen' kelimesinden gelir, muhtemelen yansıma kökenlidir ve sıçrama sesini veya ani hareketi taklit eder.

Bir kamera flaşını hayal edin. Ani, kısa bir ışık patlamasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.