adjective

idle

atıl, boş, aylak, rölantide

The factory has been idle for months.

Fabrika aylardır atıl durumda.

He spent an idle afternoon reading.

Aylak bir öğleden sonrayı okuyarak geçirdi.

The car was idling at the traffic light.

Araba trafik ışığında rölantide çalışıyordu.

idle ((olmak)) (sıfat) atıl olmak The factory has been idle for months.

idle (fiil) rölantide çalışmak The car was idling at the traffic light.

Eş anlamlılar: inactive, lazy, unoccupied; Zıt anlamlılar: busy, active, working

Eski İngilizce'de 'boş, nafile, işe yaramaz' anlamına gelen 'īdel' kelimesinden gelir.

Hem sıfat (an idle person) hem de fiil (to idle an engine) olabilir. Hiçbir şey yapmama imajını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.