Verb

passen

uymak, yakışmak, denk gelmek

Die Hose passt mir nicht.

Pantolon bana uymuyor.

Der Schlüssel passt nicht ins Schloss.

Anahtar kilide uymuyor.

Rot passt gut zu dir.

Kırmızı sana çok yakışıyor.

Passt es dir morgen um drei?

Yarın saat üç sana uyar mı?

((j-m)) passen birine (3) uymak Die Schuhe passen mir perfekt.

((zu+3)) passen bir şeye (3) uymak/yakışmak Die Krawatte passt gut zum Hemd.

((in+4)) passen bir şeyin (4) içine sığmak Die Koffer passt nicht in den Kofferraum.

Eş anlamlılar: stehen (yakışmak), geeignet sein (uygun olmak)

İngilizce 'pass' (geçmek) kelimesiyle köken olarak bağlantılıdır, ancak 'uygun olmak' veya 'uymak' anlamına gelecek şekilde özelleşmiştir.

Kıyafet denerken 'geçer' not alırsa, o zaman 'passen' (uyuyor) diye düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.