Verb

verbrennen

yakmak, yanmak, haşlanmak

Das Holz verbrennt im Kamin.

Odun şöminede yanıyor.

Er hat die alten Briefe verbrannt.

Eski mektupları yaktı.

Ich habe mich an der heißen Pfanne verbrannt.

Sıcak tavada kendimi yaktım.

((et4)) bir şeyi yakmak Eski belgeleri yakıyor.

sich((4)) kendini yakmak Elini yaktı.

(geçişsiz) yanmak Kağıt çabuk yanar.

Eş anlamlılar: abbrennen, anbrennen; Zıt anlamlı: löschen (söndürmek)

`ver-` öneki (tamamlanma veya olumsuz bir sonuç belirtir) + `brennen` (yanmak). Tamamen yakmak veya yanlışlıkla yanmak (haşlanmak) anlamına gelir.

`ver-` önekini, `brennen` (yanmak) eylemini yoğunlaştıran bir unsur olarak düşünün. Sadece yanmak değil, yakıp kül etmek veya kendini yakmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.