Nomen

das Vorurteil

önyargı

Er hat viele Vorurteile gegen Fremde.

Yabancılara karşı birçok önyargısı var.

Man sollte ohne Vorurteile urteilen.

İnsan önyargısız yargılamalıdır.

Dieses Buch ist voller Vorurteile.

Bu kitap önyargılarla dolu.

((gegen+4)) Vorurteile haben (birine/bir şeye karşı) önyargılı olmak Yeni fikirlere karşı önyargıları var.

voller Vorurteile sein önyargılarla dolu olmak Konuşması önyargılarla doluydu.

Eş anlamlılar: Voreingenommenheit (taraflılık), Stereotyp (klişe); Zıt anlamlı: Objektivität (nesnellik)

'Vor-' (ön) ve 'Urteil' (yargı) kelimelerinden oluşur. Gerçekleri bilmeden 'önce' verilen bir 'yargı'.

'Vorurteil', tüm bilgilere sahip olmadan 'vor' (önce) verdiğiniz bir 'Urteil'dir (yargı).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.