Adjektiv

parallel

paralel, eş zamanlı, koşut

Die beiden Linien sind parallel.

İki çizgi paraleldir.

Wir arbeiten an parallelen Projekten.

Paralel projeler üzerinde çalışıyoruz.

yüklem olarak: ((bir şey)) ...-dir paralel Çizgiler paraleldir.

sıfat olarak: parallel ((isim)) paralel (isim) Wir zeichnen parallele Linien.

zarf olarak: parallel ((zu+3)) (...-e) paralel olarak Er liest ein Buch parallel zum Fernsehen.

Eş anlamlılar: gleichlaufend (aynı yönde giden), nebeneinander (yan yana); Zıt anlamlılar: senkrecht (dikey), schneidend (kesişen)

Yunanca 'para' (yanında) + 'allelon' (birbirine) kelimelerinden gelir. Uluslararası bir kelimedir.

Paralel park etmeyi veya jimnastikteki paralel barı düşünün. Kelime birçok dilde çok benzerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.