Adjektiv

ungeplant

plansız, planlanmamış, beklenmedik

Es war ein ungeplanter Besuch.

Plansız bir ziyaretti.

Die Schwangerschaft war ungeplant.

Hamilelik planlanmamıştı.

Wir trafen uns ganz ungeplant in der Stadt.

Şehirde tamamen plansız bir şekilde karşılaştık.

((bir şey)) plansız gerçekleşmek ((bir şey)) plansız gerçekleşmek Toplantı plansız gerçekleşti.

Eş anlamlılar: beklenmedik, spontane; Zıt anlamlılar: planlı, kasıtlı

un- (olumsuzluk) ön eki + geplant (planen 'planlamak' fiilinin geçmiş zaman ortacı). Kelimenin tam anlamıyla 'planlanmamış'.

İngilizce'deki 'unplanned' kelimesiyle yapı olarak aynıdır. 'plan' kelimesini hatırlarsanız kolayca öğrenirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.