Adjektiv

zusammengepresst

sıkıştırılmış, basılmış, sıkılmış

Er stand mit zusammengepressten Lippen da.

Dudakları sıkılmış bir şekilde orada duruyordu.

Die Luft in der Flasche ist stark zusammengepresst.

Şişedeki hava yüksek oranda sıkıştırılmıştır.

((Sıfat)) + ((İsim)) [niteleme] Onun dudakları zusammengepresste (sıkılmış).

((sein)) + ((Sıfat)) [yüklem] Dosyalar zusammengepresst (sıkıştırılmış).

Eş anlamlılar: komprimiert (sıkıştırılmış), gequetscht (ezilmiş); Zıt anlamlılar: ausgedehnt (genişlemiş), entspannt (rahatlamış)

'zusammen' (birlikte) ve 'gepresst' ('pressen', basmak fiilinin geçmiş zaman ortacı) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'birlikte basılmış' demektir.

Bir presin bir şeyleri 'zusammen' (birlikte) sıkıştırdığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.