der Akzent
Çeviri
aksan, vurgu, şive
Örnekler
Er spricht Deutsch mit einem starken Akzent.
Almancayı güçlü bir aksanla konuşuyor.
Der Akzent liegt auf der ersten Silbe.
Vurgu ilk hecededir.
Dilbilgisi Kalıpları
aksana sahip olmak (einen Akzent haben) Hafif bir aksanı var. Er hat einen leichten Akzent.
vurguyu bir şeye yapmak (den Akzent auf et4 legen) Sosyal adalete vurgu yapıyor. Sie legt den Akzent auf die soziale Gerechtigkeit.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Latince 'accentus' kelimesinden gelir, 'ad' (ek) + 'cantus' (şarkı) köklerinden türemiştir ve 'konuşmaya eklenen şarkı' anlamına gelir.
Hafıza İpuçları
Bir kişinin 'aksanı'nın, konuşmasının 'merkezi' (cent) olduğunu düşünün; bu, onun nereden geldiğini gösteren bir özelliktir.