Verb

brechen

kırmak, ihlal etmek, kırılmak, kusmak

Der Ast bricht unter dem Schnee.

Dal karın altında kırılıyor.

Er bricht sein Versprechen.

Sözünü tutmuyor.

Das Licht bricht sich im Wasser.

Işık suda kırılır.

Sie bricht mit der Tradition ihrer Familie.

Ailesinin geleneğiyle bağını koparıyor.

((et4)) brechen ((bir şeyi)) kırmak Çocuk sopayı kırıyor.

ein Versprechen brechen bir sözü bozmak O asla sözünü bozmaz.

sich ((j-m)) ((et4)) brechen ((vücudunun bir parçasını)) kırmak Kolunu kırıyor.

mit ((et3)) brechen ((bir şey)) ile bağını koparmak Geçmişle bağını koparıyor.

zerstören (yok etmek), kaputt machen (bozmak); Zıt anlamlılar: reparieren (tamir etmek)

İngilizce 'break' kelimesiyle aynı kökten gelir, her ikisi de Proto-Cermence'den türemiştir.

'Bricht', İngilizce '(it) breaks' kelimesine çok benzer. Bu bağlantı çok güçlüdür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.