Verb

ein|planen

planlamak, hesaba katmak, dahil etmek

Wir müssen mehr Zeit einplanen.

Daha fazla zaman planlamalıyız.

Ich plane eine Pause ein.

Bir mola planlıyorum.

Hast du die Kosten eingeplant?

Maliyetleri hesaba kattın mı?

((et4)) bir şeyi planlamak Wir planen eine lange Reise ein.

Eş anlamlılar: berücksichtigen, vorsehen; Zıt anlamlılar: ausschließen

'ein-' (içine) öneki ve 'planen' (planlamak) fiilinden gelir. Bir şeyi bir planın *içine* koymak.

Bu ayrılabilir bir fiildir, bu yüzden 'ein' önekinin cümlenin sonuna gittiğini unutmayın: 'Ich plane eine Reise ein.'

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.