Adjektiv

gewachsen

üstesinden gelebilen, yetişmiş, büyümüş

Die Bäume sind hoch gewachsen.

Ağaçlar uzun boylu büyümüş.

Er ist der Aufgabe gewachsen.

O, bu görevin üstesinden gelebilir.

((bir şeyin)) üstesinden gelmek O, yeni zorluğun üstesinden gelebilir.

Eş anlamlılar: fähig (yetenekli), kompetent (yetkin); Zıt anlamlı: nicht gewachsen (üstesinden gelemeyen)

'wachsen' (büyümek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Mecazi anlamı olan 'üstesinden gelmek', bir zorluğun üstesinden gelmek için 'büyümüş' olma fikrinden gelir.

Bir görevin üstesinden gelebilecek kadar 'büyüdüğünüzü' ('gewachsen') hayal edin. Bu göreve 'gewachsen'siniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.