Adjektiv

prall

dolgun, gergin, şişkin

Der Ballon ist prall gefüllt.

Balon ağzına kadar dolu.

Die Tomaten sind rot und prall.

Domatesler kırmızı ve dolgun.

Die Sonne schien prall vom Himmel.

Güneş gökyüzünden cayır cayır parlıyordu.

prall sein dolgun/gergin olmak Lastikler şişkin.

prall gefüllt sein ağzına kadar dolu olmak Çuval ağzına kadar dolu.

Eş anlamlılar: straff, voll, gefüllt; Zıt anlamlılar: schlaff, leer

Orta Yüksek Almanca 'pral' (gürültülü, övünen) kelimesinden türemiş, anlamı 'şişkin, gergin' olarak değişmiştir.

Bir topun ('Ball') patlayacak kadar hava ile 'prall' (şişkin) olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.