Adjektiv

unerlaubt

izinsiz, yasa dışı, yasak

Das Parken hier ist unerlaubt.

Buraya park etmek yasaktır.

Er hat unerlaubt die Grenze überquert.

Sınırı izinsiz geçti.

bir şey unerlaubt olmak bir şey yasak olmak Buraya park etmek unerlaubt.

bir şeyi unerlaubt yapmak bir şeyi izinsiz yapmak Sınırı unerlaubt geçti.

Eş anlamlılar: verboten, illegal; Zıt anlamlılar: erlaubt, gestattet

un- (olumsuzluk) ön eki + erlaubt (izin verilmiş). Kelimenin tam anlamıyla 'izin verilmemiş'. Erlaubt, erlauben (izin vermek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

İngilizce'deki 'un-allowed' gibi düşünün. 'un-' ön eki, yaygın bir olumsuzluk ekidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.