Adjektiv

vorsätzlich

kasıtlı, kasten, taammüden

Das war vorsätzliche Brandstiftung.

Bu kasıtlı bir kundaklamaydı.

Er hat sie vorsätzlich getäuscht.

Onu kasten aldattı.

((bir şeyi)) ((vorsätzlich/kasten)) ((yapmak)) bir şeyi kasten yapmak Camı kasten kırdı.

Eş anlamlılar: absichtlich, gewollt; Zıt anlamlılar: versehentlich, unbeabsichtigt

`vor-` (önce) + `Satz` (plan, niyet) + `-lich` (sıfat eki). Önceden yapılmış bir planla hareket etmeyi ifade eder.

Harekete geçmeden *önce* (`vor-`) bir plan (`Satz`) yaptığınızı düşünün. Bu, eylemi kasıtlı hale getirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.