Verb

drücken

basmak, sıkmak, bastırmak, sarılmak

Drück bitte den Knopf.

Lütfen düğmeye bas.

Er drückte meine Hand fest.

Elimi sıkıca sıktı.

Die neuen Schuhe drücken mich.

Yeni ayakkabılar beni sıkıyor.

Ich drücke dir die Daumen.

Sana şans diliyorum.

((et4)) bir şeye basmak Drück bitte den Knopf.

((j-n)) birine sarılmak Sie drückte ihr Kind fest.

sich ((vor+3)) bir şeyden kaçmak Er drückt sich vor der Arbeit.

Eş anlamlılar: pressen (preslemek), schieben (itmek); Zıt anlamlılar: ziehen (çekmek)

Eski Yüksek Almanca 'drucken' kelimesinden gelir. İngiliz lehçesindeki 'thrutch' (basmak, sıkmak) kelimesiyle ilişkilidir.

İsim hali 'der Druck' (basınç) demektir. 'Drücken' ise basınç uygulama eylemidir. 'Daumen drücken' deyimi birine şans dilemek anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.