Verb

ein|bringen

getirmek, sunmak, katkıda bulunmak, kazandırmak

Er hat neue Ideen eingebracht.

Yeni fikirler sundu.

Die Ernte wurde eingebracht.

Hasat toplandı.

Die Investition hat viel Geld eingebracht.

Yatırım çok para getirdi.

Sie bringt sich aktiv in die Diskussion ein.

Tartışmaya aktif olarak katılıyor.

((et4)) ((in et4)) bir şeyi bir şeye katmak, sunmak Projeye yeni fikirler getiriyor.

((sich)) ((in et4)) bir şeye dahil olmak, katkıda bulunmak Şirkete büyük ölçüde katkıda bulunuyor.

((j-m)) ((et4)) birine bir şey kazandırmak Hisse senedi bana kâr getirdi.

beitragen (katkıda bulunmak), vorschlagen (önermek), erwirtschaften (kazanmak)

'ein-' (içeri) ve 'bringen' (getirmek) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'içeri getirmek'tir.

Bir toplantıya yeni fikirler 'getirdiğinizi' veya tarladan hasadı 'içeri getirdiğinizi' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.