Verb

ein|lassen

içeri almak, bulaşmak, karışmak, yerleştirmek

Der Türsteher wollte ihn nicht einlassen.

Fedai onu içeri almak istemedi.

Lass dich nicht auf dieses Spiel ein.

Bu oyuna bulaşma.

Er hat eine Platte in die Wand eingelassen.

Duvara bir plaka yerleştirdi.

((j-n)) içeri almak (birini) içeri almak Güvenlik görevlisi kimseyi içeri almadı.

((et4))'e bulaşmak (bir şeye) bulaşmak Tartışmaya bulaşmak istemiyordu.

Eş anlamlılar: hereinlassen, zulassen; Zıt anlamlılar: ausschließen, abweisen

'ein-' (içeri) ve 'lassen' (bırakmak, izin vermek) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'içeri bırakmak'tır.

'içeri (ein) bırakmak (lassen)' olarak düşünün. 'sich einlassen auf' dönüşlü fiili, bir işe 'kendini bırakmak' yani 'bulaşmak' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.