Adjektiv

unerwartet

beklenmedik, umulmadık, ani

Wir bekamen unerwarteten Besuch.

Beklenmedik bir ziyaretçimiz vardı.

Das Ergebnis kam für alle unerwartet.

Sonuç herkes için beklenmedikti.

unerwartet + İsim (sıfat olarak) Bu, eine unerwartete Nachricht (beklenmedik bir haber) idi.

Fiil + unerwartet (zarf olarak) O, unerwartet (beklenmedik bir şekilde) ziyarete geldi.

Eş anlamlılar: plötzlich, überraschend, unvorhergesehen; Zıt anlamlılar: erwartet, vorhersehbar

un- (olumsuzluk) öneki + erwarten (beklemek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan erwartet (beklenen). Kelimenin tam anlamıyla 'beklenmeyen'.

'un-' (olmayan) + 'erwartet' (beklenen) diye düşünün. Bir şey için 'warten' (bekliyorsanız), onu beklersiniz. Beklemediğiniz bir anda gelirse, bu 'unerwartet' olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.