Adjektiv

vorgesehen

öngörülen, planlanan, tahsis edilmiş

Das Treffen ist für morgen vorgesehen.

Toplantı yarın için planlandı.

Die dafür vorgesehenen Mittel sind knapp.

Bunun için öngörülen kaynaklar kısıtlı.

Das war so nicht vorgesehen.

Bu böyle öngörülmemişti.

((bir şey)) für+4 vorgesehen ... için öngörülmek Toplantı yarın için planlandı. Das Treffen ist für morgen vorgesehen.

((bir şey)) als+4 vorgesehen ... olarak tasarlanmak Bu oda ofis olarak tasarlandı. Dieses Zimmer ist als Büro vorgesehen.

geplant (planlanmış), beabsichtigt (kastedilmiş), bestimmt (belirlenmiş)

'vor-' (önce, önceden) ve 'sehen' (görmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'gesehen' kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'önceden görülmüş' demektir.

İngilizce 'foreseen' (öngörülen) kelimesini düşünün. 'Önceden' ('vor') 'gördüğünüz' ('gesehen') bir şey, planlanmış veya tasarlanmış bir şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.