noun

suspicion

şüphe, kuşku, zan

He was arrested on suspicion of theft.

Hırsızlık şüphesiyle tutuklandı.

She had a suspicion that he was lying.

Yalan söylediğine dair bir şüphesi vardı.

There was a suspicion of garlic in the sauce.

Sosta bir parça sarımsak tadı vardı.

((on suspicion of sth.)) (-den) şüphesiyle He was arrested on suspicion of theft.

((a suspicion that...)) (... olduğuna dair) bir şüphe I have a suspicion that she knows more.

((under suspicion)) şüphe altında He is under suspicion for the crime.

Eş anlamlılar: doubt, mistrust, misgiving; Zıt anlamlılar: trust, certainty, belief

Latince 'suspicere' (aşağıdan bakmak, güvenmemek) kelimesinden gelir, 'sub-' (altında) + 'specere' (bakmak). Birine gizlice veya alçak bir açıdan bakma fikri, güvensizlik anlamına gelir.

Birine kaşlarınızın altından ('sub-specere') baktığınızı hayal edin, bu klasik bir güvensizlik veya 'şüphe' hareketidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.