verb

break

kırmak, bozulmak, mola vermek, ihlal etmek

Be careful not to break the glass.

Bardağı kırmamaya dikkat et.

Let's break for lunch.

Öğle yemeği için mola verelim.

She broke the world record.

Dünya rekorunu kırdı.

He broke his promise.

Sözünü tutmadı.

((sth.)) (bir şeyi) kırmak He broke the chair.

((for sth.)) (bir şey için) mola vermek Let's break for a few minutes.

((a rule/promise/record)) (kural/söz/rekor) kırmak, ihlal etmek She broke the speed limit.

smash, crack, shatter (parçalamak); rest, pause (mola); violate (ihlal etmek)

Eski İngilizce'deki 'brecan' (parçalamak) kelimesinden gelir. Anlamı fiziksel kırmaktan, kuralları ihlal etmeye veya mola vermeye doğru evrilmiştir.

Devam eden bir çizgideki 'kırılmayı' düşünün. Bu fiziksel bir çatlak, bir aktiviteye ara verme veya bir kural ihlali olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.