verb

bristle

diken diken olmak, öfkelenmek, dolu olmak

The dog's fur bristled.

Köpeğin tüyleri diken diken oldu.

He bristled at the suggestion.

Bu öneriye öfkelendi.

The city bristled with skyscrapers.

Şehir gökdelenlerle doluydu.

((bir şey)) diken diken olmak (tüylerin dikilmesi) The dog's fur bristled.

((biri)) ((bir şeye)) öfkelenmek (bir şeye kızgınlıkla tepki vermek) He bristled at the suggestion.

((bir yer)) ((bir şey)) ile dolu olmak (bir şeyle dolu olmak) The city bristled with skyscrapers.

Eş anlamlılar: (öfkeyle tepki vermek) get angry, take offense; (diken diken olmak) stand on end

'Bristle' (kısa, sert kıl) isminden gelir. Fiil, bu kılların diken diken olması imgesinden türemiştir.

Bir fırçanın kıllarının dik durduğunu düşünün. Bir kişi 'bristles' yaptığında, mecazi olarak tüyleri öfkeden diken diken olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.