cobble
Çeviri
alelacele yapmak, yamamak, kaldırım döşemek
Örnekler
He cobbled together a meal from the leftovers.
Kalanlardan alelacele bir yemek hazırladı.
The old street was cobbled with smooth stones.
Eski sokak pürüzsüz taşlarla döşenmişti.
A cobbler is a person who cobbles shoes.
Ayakkabı tamircisi, ayakkabı tamir eden kişidir.
Dilbilgisi Kalıpları
((sth.)) ((together)) (bir şeyi) alelacele yapmak He cobbled together a report.
((be)) ((cobbled with sth.)) (bir şey) ile döşenmiş olmak The square was cobbled with granite setts.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Sokakları döşemek için kullanılan yuvarlak taşlar olan 'cobblestone' (kaldırım taşı) kelimesinden gelir. 'Aceleyle bir araya getirmek' anlamı, taşları bir araya atma fikrinden kaynaklanır.
Hafıza İpuçları
Sadece bir mısır 'koçanı' (cob) ile bir yemek 'uydurmak' (cobble) zorunda olduğunuzu hayal edin. Bu, aceleyle hazırlanmış bir yemektir.