noun

deadlock

çıkmaz, kilitlenme

The negotiations have reached a deadlock.

Müzakereler bir çıkmaza girdi.

We need to find a way to break the deadlock.

Bu çıkmazı aşmanın bir yolunu bulmalıyız.

to reach a deadlock bir çıkmaza girmek The talks reached a deadlock over money.

to break the deadlock çıkmazı aşmak A compromise is needed to break the deadlock.

impasse (çıkmaz), stalemate (çıkmaz), standstill (durgunluk)

'dead' (tam, mutlak) + 'lock' (kilitli bir durum) kelimelerinden gelir. Hiçbir ilerlemenin kaydedilemediği bir durum.

İki kişinin aynı anda bir kapıdan geçmeye çalışıp sıkışıp kaldığını hayal edin. Bir 'çıkmazdalar'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.