noun

leniency

hoşgörü, müsamaha, merhamet

The judge showed leniency to the first-time offender.

Hâkim, ilk kez suç işleyene hoşgörü gösterdi.

There is no room for leniency in cases of corruption.

Yolsuzluk davalarında hoşgörüye yer yoktur.

leniency ((towards sb.)) (birine karşı) hoşgörü The court showed leniency towards the young defendant.

Eş anlamlılar: mercy, clemency, indulgence; Zıt anlamlılar: strictness, severity

Latince 'yumuşak, ılıman' anlamına gelen 'lenis' kelimesinden gelir. '-ency' eki bir nitelik veya durumu belirtir.

Birine karşı kolay davranmaya 'eğilimli' (lean) olduğunuzu hayal edin. Hoşgörü (leniency), merhamete eğilimli olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.