noun

lifeline

cankurtaran halatı, hayat damarı

He threw a lifeline to the drowning man.

Boğulan adama bir cankurtaran halatı attı.

This job is my financial lifeline.

Bu iş benim mali hayat damarım.

((a lifeline)) ((for sb./sth.)) biri/bir şey için bir hayat damarı The loan was a lifeline for the small business.

((to throw sb.)) ((a lifeline)) birine cankurtaran halatı atmak His friends threw him a lifeline.

Eş anlamlılar: support, salvation, recourse

'life' (hayat) + 'line' (hat, ip) kelimelerinden oluşur. Hayat kurtaran bir ip anlamına gelir.

Birinin 'hayatını' kurtarmak için atılan bir 'ip' (line) düşünün. Bu, gerçek anlamda veya mecazi olarak kullanılabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.