Adjektiv

gefällig

yardımsever, nazik, hoş, uygun

Er war sehr gefällig und half mir sofort.

Çok yardımseverdi ve bana hemen yardım etti.

Ein gefälliges Äußeres kann Türen öffnen.

Hoş bir dış görünüş kapıları açabilir.

Wenn es Ihnen gefällig ist, können wir beginnen.

Eğer size uygunsa, başlayabiliriz.

((Sıfat)) hoş, yardımsever Gefällig bir gülümsemesi var.

((j-m)) gefällig olmak (~e) uygun olmak Size gefällig ise, başlayabiliriz.

Eş anlamlılar: freundlich (arkadaş canlısı), hilfsbereit (yardımsever), zuvorkommend (nazik); Zıt anlamlılar: unfreundlich (kaba), unhöflich (nezaketsiz)

'Hoşuna gitmek' anlamına gelen 'gefallen' fiilinden türemiştir. 'ge-' öneki genellikle sıfat-fiil yapar ve 'fallen' 'düşmek' demektir. Birinin aklına 'yatan', hoşuna giden şey.

Birine 'iyilik yapmak' (einen Gefallen tun) ifadesini düşünün. İyilik yapan kişi 'gefällig' (yardımsever) biridir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.