Verb

versöhnen

barıştırmak, uzlaştırmak

Sie haben sich nach dem Streit versöhnt.

Kavgadan sonra barıştılar.

Er versuchte, die beiden Freunde zu versöhnen.

İki arkadaşı barıştırmaya çalıştı.

sich ((mit+3)) versöhnen (...ile) barışmak Arkadaşıyla barıştı.

((j-n)) ((mit+3)) versöhnen (...-i) (...ile) barıştırmak Arabulucu iki tarafı birbiriyle barıştırdı.

schlichten (arabuluculuk yapmak), beilegen (çözmek); Zıt anlamlılar: streiten (tartışmak), entzweien (arasını açmak)

'ver-' ön eki (bir süreci veya değişimi belirtir) ve 'söhnen' (yatıştırmak, kefaret etmek) kelimelerinden gelir. Barış durumuna getirmek anlamına gelir.

'Sohn' (oğul) kelimesini düşünün. Birini tekrar ailenin bir 'oğlu' gibi kabul etmek, yani barışmak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.